19 Nisan 2014 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali Elverdi Kimdir?
19/04/2010 11:02

Ali Elverdi Kimdir?

Onu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararının verildiği mahkeme görüntüsünden hatırlıyorduk. Hiç cana kıymamış üç gence sadece anayasal düzene başkaldırdılar diye idam cezası veren emekli Tuğgeneral Ali Elverdi’nin 86 yaşında boğularak ölmesine birço
Peki kimdi Ali Elverdi? Tarih, 9 Ekim 1971. Yer, Altındağ Veteriner Okulu Salonu. 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi. Başkan Yarbay Ali Elverdi, mahkeme heyeti üyeleri Albay Hakim Ahmet Tetik ve hakim Mehmet Turan belki de Türk siyasi yaşamının en çok tartışılan kararına imza attılar. ‘TC Anayasa’sının tamamını veya bir kısmını tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs’ten TCK nın 146/1 maddesi uyarınca Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında ölüm cezası verdiler.
‘İDAM’ PEŞİNİ BIRAKMADI
Deniz Gezmiş ve arkadaşları sonraki yıllarda çokça tartışıldığı gibi silahlı eylemcilerdi ama adam öldürmemişlerdi. Bugün aynı suçu işleseler birkaç yıl hapis cezasıyla kurtulabilirlerdi. Ama onlar, olağanüstü bir dönemde yakalanmış ve olağanüstü bir mahkemede cezalandırılmışlardı. Yargılayan heyet, onları anayasaya karşı fiil içinde bulunmakla suçluyordu. Ama aynı mahkemeyi görevlendiren de anayasaya rağmen oluşturulan askeri vesayet yönetiminden başkası değildi. 
Neyse... Ali Elverdi işte böyle tuhaf bir yargılamanın mahkeme başkanıydı. Verdiği idam kararı onun peşini hiç bırakmadı. Anılarını derlediği kitabının adı bile nasıl uzlaşmaz bir asker ve anti-komünist olduğunu anlatıyor: ‘Bu Vatana Kastedenler.’ Ama kamuoyu onu Yarbay Ali Elverdi olarak biliyordu. Talat Aydemir ve harbiyelilerin 1963, 21 Mayıs’ında yaptığı ihtilal girişiminde kritik önemdeki radyoevini ele geçiren komutan olarak tanınmıştı. 22 Şubat 1962’deki teşebbüsten sonra ordudan uzak laştırılan Talat Ayde mir ve Fethi Gürcan’ın başını çektiği ihtilalci grup, bu kez yeni bir müdahaleye giriştiler. Ele geçirmeleri gereken yerse Ankara’daki radyoeviydi. Yapılan ilk anons, ‘TSK’nın yönetime elkoyduğu’ şeklindeydi. Sonra 28. Tümen Kurmay Başkanı Yarbay Ali Elverdi radyo binasına geldi ve yeni bir bildiri okudu. Bu kez ilk bildiriyi okuyanların bir avuç çapulcu olduğu duyuruluyordu. Hikayenin devamını, dönemin ihtilalci öğrencilerinden Zihni Çetiner’e bırakalım: 
DIŞARIYLA İRTİBAT KESİLDİ 
“Dikmen Caddesi’nden okul yolunun ayrıldığı yerde radyo bir anda sustu. Konuşan ses de bildirinin şekli de değişti. Konuşan 28. Tümen Kurmay Başkanı  Ali Elverdi idi. TSK’nın ihtilali bastırdığını gelişigüzel söylüyordu. Bu sırada öğrenciler silahlı, bölükler halinde okuldan çıkmış Ankara’ya yürüyordu. Albay radyoyu kapattı ve şoföre ‘Dur’ dedi. Aşağı indik. Albay, okulun büyük bir kısmını selamladı ve tekrar cipe atladı. Saat 00.30 civarıydı. O an, ihtilalin bittiği aklıma gelmemişti. Biz geldiğimizde okulu teslim alacak komutanlar hâlâ ortalıkta yoktu. Üstelik ihtilal bildirisi de radyodan okunmuştu. Daha sonra da hükümet güçlerinin ihtilali bastırdığını açıklayan bildiri yayımlandı. Yani aynı radyodan iki ayrı anons yapılıyordu. Buna karşın okul ihtilalcilerin denetimine geçmişti. Kumanda merkezi diye bir şey yoktu. İşte bu sıralarda hükümet adına radyodan anons yapan Yarbay Ali Elverdi bir üsteğmen tarafından (Erol Dinçer) okula getirildi ve Albay Aydemir’in bulunduğu odaya alındı. Albay o derece sinirlenmişti ki sert bir şekilde uyardı. Elverdi, “Albayım hemen Genelkurmay’a telefon edeyim” diyerek telefona sarıldı. Ama karşı taraftan ses gelmiyordu. Benim nöbetçi amirlikten aldığım numara da cevap vermiyordu. Dışarıyla irtibat kesilmişti.” 
ELVERDİ YALVARIYORDU 
“Ali Elverdi bizim komutana yalvarıyordu. “Ben yaptım siz yapmayın, neden bana haber vermediniz, sizin yanınızda yerimi alırdım” yakarmalarıyla canını kurtarmaya çalışıyordu. Sanki tüm yüreğini ve beyin hücrelerini ölüm korkusu sarmıştı. Albay onu dinlemiyordu. ‘Alın sorgusunu siz yapın’ dedi ve bir daha muhatap olmadı. Biraz Yarbay Mustafa Pakoba, biraz da biz sorguladık. Yapılacak şey kalmamıştı. Elverdi sapsarı kesilmişti. Oracıkta yığılıp kalabilirdi. Yandaki odalardan birine kapatarak başına bir nöbetçi koyduk. Ne ilginçtir ki aynı Elverdi, ileride mahkeme sırasında Talat Aydemir’i göstererek “Bana silah çekti ve ateş etti, ceketim delindi” diyecekti. Duruşma yargıcı Numan Özdalga da “Yarbayım ciddi olalım” diyerek konuyu kapatacaktı.
Hiçbir zaman elindeki gücün nereden kumanda edildiğini sorgulamadı

Ali Elverdi, çokça tartışılan bir hayata noktayı koydu. Son yılları, Ankara’nın Kavaklıdere semtinde koruma çemberi altında geçti. Son gününe kadar ölüm tehdidi alıyordu. Denizler’in idamı için de o bir ibret müessesiydi. Ondan sonra ‘Olaylar duruldu’ diyecek kadar da sığ düşünceye sahipti. Kendini komünizmle mücadelenin gönüllü bir neferi olarak gördü. Kimi zaman yasaları buna uydurdu kimi zaman parlamento şemsiyesi altına sığındı. Ama hiçbir zaman ona verilen gücün nereden kumanda edildiği  sorusu aklına gelmedi...  

AKŞAM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ